İnegöl’den Avrupa’ya

01 Mart 2021 / Pazartesi 13:56:59 | SPOR |

Bursaspor’da gösterdiği performansla bir çok takımın transfer gündeminde olmasına rağmen tercihini Almanya’dan yana kullanan 18 yaşındaki İnegöllü Ali Akman, açıklamalarda bulunarak, futbol kariyeriyle ilgili tüm detayları açıkladı.

gencgazete.net'e Google'da abone olun Google News

Önümüzdeki sezondan itibaren Eintrach Frankfurt formasıyla izleyeceğimiz 18 yaşındaki golcü, 1.73'lük boyuyla boyundan büyük işler yapan TFF'nin Tam Saha Dergisine açıklamalarda bulundu.

 

Öncelikle aileni tanıyabilir miyiz? Bize futbol öncesindeki çocukluğundan bahseder misin?

Biz İnegöllüyüz. Annem de babam da İnegöl doğumlu. Babam Aydın Akman mobilyacıydı. Artık çalışmıyor. Annem ise ev hanımı. Evin tek evlâdıyım. Bütün çocukluğum İnegöl'de geçti. Geniş bir aileye sahibim ve futbol öncesindeki hayatım, bu geniş ailesiyle vakit geçiren mutlu bir çocuk olarak geçti. Sürekli kuzenlerimle birlikteydim. Onlarla olduğum zaman çok mutlu olurdum. Arkadaşlarımla da çok vakit geçirirdim.

 

Futbol topuyla ilk olarak nasıl tanıştın?

Yürümeye başladığım andan itibaren topa vurmaya da başlamışım. Annem, babam bana hep bunu hatırlatıyor. Tanışmam herhalde biraz doğuştan. Genlerde olduğunu düşünüyorum.

 

Amcanla nasıl bir ilişkin var?

Benim için çok özel bir durum. Amcamın futbol oynadığı yıllarda onu gördüğüm zaman heyecanlanıyordum. Çünkü o benim için bir idol gibiydi. ‘Acaba ben de amcam gibi olabilir miyim?’ diye düşünüyor, o gözle bakıyordum. Ben futbolda ilerleyip amcam da bunu gördüğünde, bana her şekilde yardımcı oldu. Sürekli benimle birlikte. Amcamla aramızda kilit bir kelimemiz var, ‘Performans’, bu kelimeye odaklanmış durumdayız.

 

Sendeki yeteneği ilk keşfeden kimdi peki?

Kesinlikle babam… Babam beni ‘Futbolcu olsun’ diye elimden tutup altyapıya götürmemiş. Ben ısrar etmişim, o da İnegölspor'a yazdırmış. Babam bana her zaman şunu söyler: ‘Sen çok iyiydin. Ama benim çocuğumdun ve içimden 'Acaba oğlum olduğu için kayırıyor muyum' diye geçiriyordum. Kimseye söyleyemiyordum seni. Sana nazar değdirmek de istemiyordum.”  Evet, babam en başından beri bana inanan, beni anlayan ve en büyük desteği veren insandır. Yeteneğimin farkına varan ilk kişi kesinlikle babamdır.

 

2013'ün Mayıs'ında İnegölspor'da filiz lisansın çıkıyor. Üç sezon boyunca bu takımın altyapısında eğitim alıyorsun. Orada neler öğrendin?

İnegöl küçük bir yer. Orayı çok severim. İdmanlarımız da çok keyifliydi. Çünkü küçük çocuklardık ve yorulmak nedir bilmezdik. İdman olsa da gitsek, topa değsek, gol atsak diye düşünüyorduk. Çocukluk heyecanıyla beraber çok güzel hislerdi. İnegöl'de hep güzel anılarım var. Altyapı idmanından çıkıyor, A takım maçına gidiyorduk. Hemen bizi alıyorlardı zaten. Çok güzeldi.

 

9 Eylül 2015'te Bursaspor'a transferin nasıl gerçekleşti?

Her zaman İnegölspor'dan Bursaspor'a nasıl gideriz diye düşünüyorduk. Hem aileme yakındı hem de altyapısı çok iyiydi. Sonra şans ayağımıza geldi. Bursaspor'un altyapı takımı İnegöl'e gelmiş ve bizimle bir maç yapmıştı. O maçta gol atmıştım. Transferim de böyle gerçekleşmişti.

Bu sezon 17 lig maçında 10 gol attın. İki de Türkiye Kupası maçında oynadın. Bu sezonki performansını nasıl değerlendirirsin?

Gerçekten güzel bir performans bence. Beklediğim gibi, patlama yaptığım sezon oldu. Hep hayalini kurduğum bir çizgi vardı, ‘16-17 gibi oynamaya başlarım, 18-19 yaşıma geldiğimde de A Millî Takım'ı isterim’ diyordum. Hayallere gem vurulmaz. Hayal ettiğim gibi de sezona güzel başladım. İstatistiklerim de oldukça iyi. Ama rakamların ötesinde benim kendimde görmek istediğim asıl şey, oyuna verdiğim katkıdır. Her maçımı sonra çok sık izlerim. Mesela bazen gol attığım maçlarda istediğim şekilde oynayamadığımı görüyorum. Bu da beni çok mutlu etmiyor. Tabi ki gol atmak ya da attırmak güzel şeyler. Ama oyuna bir katkı verebiliyorsam, asıl bu benim iyi bir yolda olduğumu gösterir. Benim özellikle dikkat ettiğim konu hep bu oluyor. Oyuna verdiğim katkı nedir ya da kaç top kaybettim… Benim için en önemli istatistikler bunlar.

 

Neden Bundesliga ve neden Eintracht Frankfurt'u tercih ettin?

Kafamın çok karışabileceği bir yaştayım… ‘Hayatımda vereceğim en önemli karar bu, doğruyu yapmalıyım’ modundaydım. Birçok kulüp beni istedi ve onlarla da temasımız oldu. O sırada ben de git-geller yaşadım. ‘Ne yapmalıyım, nereye gitmeliyim?’ diye çok düşünüyordum. Aklımda hiçbir zaman Türkiye'de kalmak olmadı. Bunu hiç düşünmedim. Yönümü hep Avrupa'ya çevirdim. Çünkü orada daha iyi gelişeceğimi düşündüm. Bu karmaşık karar verme sürecinde Eintracht Frankfurt tercihimin doğru olduğuna beni inandıran kişi Ozan Kabak oldu. Ozan'la çok konuştuk. Ama bana bir-iki cümlesi zaten yetti. ‘Burası çok farklı. Geldiğinde göreceksin. Hiç düşünme bile’ sözleri, kararımı kesinleştirdi.

 

Önümüzdeki dört yıl süresince kendine nasıl bir yol haritası belirledin?

Dört yılı kafamda kurmaya başladım bile. Öncelikle her şeyin adım adım ilerlemesini istiyorum. Bir acelemin olmadığını düşünüyorum. Çok önemli ve çok güzel yıllar var önümde. Bu dört yılı dolu dolu nasıl geçiririm kafasındayım. Oyun anlamında, fiziksel anlamda, yaşam anlamında, dil anlamında en iyi şekilde yaşamak istiyorum. Hem futbol hayatıma hem de özel hayatıma güzel şeyler kazandırmayı planlıyorum. Futbol anlamında çok iyi çalışmak istiyorum gerçekten. Nereye geldiğimi, gittiğimde daha iyi anlayacağım diye düşünüyorum. Gerçekten o değişimi görmek için sabırsızlıkla bekliyorum. Fiziksel ve mental olarak çok daha güçlü olacağımı düşünüyorum. Hiçbir zaman yılmayacağımı da düşünüyorum. Benim için çok güzel şeyler olacağını düşünüyorum. Kademe kademe ilerleyip her şeyi en doğru şekilde yaşamak istiyorum.

 

Bir yandan da silinip gitmek gibi bir tehlike genç oyuncunun kapısının önünde durur. Bunun pek çok örneğini gördük. Sen bu tehlikenin ne kadar farkındasın ve kendini korumak için nasıl bir yol izliyorsun?

Bir anda patlayıp sonra yok olup giden çok oyuncu var. Dikkat edilmesi gereken şeylerden birisi, kesinlikle havaya girmemek.  Profesyonelleşmek çok önemli. İyi bir profesyonelsen, ona göre yaşamalısın. Benim hayatımda yaptığım en iyi şey futbol oynamak. Bu işte neden laubalilik veya saygısızlık yapayım ki? Bana verilen en iyi şey, benim işim… Saygı duyduğumdan dolayı bu konunun gündeme geleceğini çok düşünmüyorum. Eğer öyle bir şey olursa hata tamamen bana aittir. Uğruna her fedakârlığa katlanabileceğim, inandığım bu yolda yanlış şeyler yaparsam kendime ihanet etmiş olurum. Kendime ihanet edemem. İnsan her zaman kendi doğrularıyla yaşar. Bu biraz da kişinin kendi düşüncesiyle alâkalıdır. Ben de kendime inandığım için, kendimi mutlu etmek için yapıyorum birçok şeyi. Eğer kendinizi mutlu ediyorsanız, birçok insanı da mutlu edersiniz. Ben de kendimi her şekilde korumayı düşünüyorum bu anlamda. Doğru beslenmeyle, doğru uykuyla, doğru antrenmanla profesyonelce yaşamak istiyorum. Evim haricinde beni en çok mutlu eden yer Riva. Millî Takım Tesisleri'nde çok keyifli ve mutluyum. Huzur var. Nefes alıyorum. Burası benim için çok farklı.

 

  Sıradaki Haber: Ligi 7. sırada tamamladı
Bu habere yorum yapın
Bu yorumu onaylıyor musun?
Tüm Yorumları Göster (0)