Toplumsal yaşamı sosyolojik olarak incelemek, incelenen sonuçları toplumsal barışın devamı için kullanmak eğitim s" /> Toplumsal yaşamı sosyolojik olarak incelemek, incelenen sonuçları toplumsal barışın devamı için kullanmak eğitim s" /> Toplumsal yaşamı sosyolojik olarak incelemek, incelenen sonuçları toplumsal barışın devamı için kullanmak eğitim s" /> Toplumsal yaşamı sosyolojik olarak incelemek, incelenen sonuçları toplumsal barışın devamı için kullanmak eğitim s">
Özer Yılmaz

5S 1D

16 Ekim 2018 / Salı 17:35:51 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

Toplumsal yaşamı sosyolojik olarak incelemek, incelenen sonuçları toplumsal barışın devamı için kullanmak eğitim sisteminin en önemli misyon olmalı. Son zamanlarda aile yaşamında ciddi kırılmalar oluyor. Eşlerin kendi arasında, çocuklarla anneler arasında, çocuklarla babalar arasında, iletişim ve davranış biçimleri tabiri caizse limoni.

İletişim kanallarının açık olması, davranış biçimlerinin edepli ve adaplı olması toplumsal yaşam kültürüne ve eğitimin aile içi davranışları değiştirme gücüne bağlı. Ülkeler eğitim sisteminin davranış değiştirme gücünden yararlanarak toplumun sistemsel yapısını değiştirmeye ve var olan sistemle barışık bireyleri sisteme entegre etmeye çalışır. Son zamanlar da,  toplumsal ve aile içi barışta ciddi anlamda kırılmaları gözlemek mümkün.  

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı evlenme ve boşanma istatistiklerini yayımladı. Buna göre, geçen yıl evlenen çiftlerin sayısı önceki yıla göre yüzde 4.2 azalmış ve 569 bin 459 olmuş. Kaba evlenme hızı binde 7.09 olarak gerçekleşmiş. Söz konusu dönemde, boşanma sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1.8 artmış ve 128 bin 411’e yükselmiş, kaba boşanma hızı binde 1.6 olmuş. Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre Türk aile yapısı hakkında ciddi sosyolojik çalışmalar yapmak gerekmekte. Hem evlenen çift sayısında düşüş var hem de ayrılan eşler sayısında artış var, bu toplumsal çöküntünün habercisi gibi.

Malum toplumumuzda üç şeye kına yakılırdı. Kurbanlık koça, askere giden gence, gelin olan kıza. Gelin olan kıza kına yakılırdı, eşine saygı duysun, eşini sevsin, eşine sadakat göstersin, eşinin işine ve aşına sebat etsin, eşiyle saadetli bir hayat yaşasın ve her şart altında eşine dürüst davransın diye. Günümüzde bu evlilik paradigması değişime uğramış gibi görünüyor. Eskiden erkekler para kazanır, kadın evde eşini beklerdi, bu şartlar altında da gelin olacak kızlar kına yakardı.

Zaman hayatın akışını, birlikte yaşamanın dengesini değiştirdi. Kadın da erkek de her şeyi yapar hale geldi. Hatta kadınlar toplumsal üretim kültürü içinde daha egemen oldu.  Erkek egemen toplum yerini, kadın egemen toplum yerine bırakmaya başladı. Bu demokratik aile yaşamının egemen olduğu toplumun oluşumuna zemin hazırlar nitelikte.

 İş bu merkezde yürümeye başlayınca kadının aile birlikteliğini koruma rolü erkeğe göre daha fazla. Günümüz kadını, erkekler gibi aş ve iş sahibi olmasının yanında evde anne rolünde, aşçı rolünde, hizmetçi rolünde, kadın rolünde, sevgili rolünde. Bütün bunları düşününce acaba gelin olacak kızlar yerine erkekler mi eline kına yaksa hem de iki kere.

Bireysel yaşama kültürünün hâkim olmaya başladığı günümüzde mutlu evliliklerin sürekliliğini sağalmak saygı, sevgi, sebat, sadakat, saadet ve dürüstlük ile yani 5S1D kuralı ile olabileceğini söylemek yanlış bir yargı olmayacaktır.                              

 

Tüm Yorumları Göster (0)