Özer Yılmaz

ADAM OLMAK

05 Aralık 2018 / Çarşamba 09:52:55 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

Efendim çok güzel lüks kocaman kocaman hastane binaları yaptık, yollar yaptık, köprüler yaptık, bu yapılarla çağ atladık çağ. Doğrudur, yapıldı, yapılıyor ve yapılacak, yapandan da Allah razı olsun, yaptırandan da lakin toplantılarda, sohbetlerde konuşuruz, efendim biz adam olmayız. Bu söz acaba toplumumuza karşı yapılmış bir haksızlık değil mi? Diye de kendi kendime hayıflanırım. Ne yani siz yaptınız da toplum mu yapmayın diyor ancak sonra da adam olmak ne demek kavramını irdelemeye başlıyorum.

Adam olmak insanlara farklı davranmayı gerektirir. Adam demek insan gibi insan demek, adam demek doğru demek, adam demek hakkı hukuku temsil eden demek, adam demek merhamet demek, adam demek hizmet etmek demek, adam demek yardım eden demek. Adamlığın içinde korsanlık, hırsızlık, Vandalizm, hep bana hep bana felsefesi yok. Bunları düşününce kocaman kocaman yapılan lüks binaların içinde üretilen hizmetleri değerlendirdiğimde adamlığın olmadığını görüyorum.

Bir yıl kadar öncesiydi, bir yakınım rahatsızlandı, acilen hastaneye kaldırdım, tahlil röntgen, film derken teşhis kondu, hastamız kalp krizi geçiriyormuş. Hastaneler araştırıldı ve Yüksek İhtisas Hastanesi hastamızı kabul etti, acilen ambulansla Bursa’ya götürüldü. Yüksek İhtisas Hastanesinde bir haftalık tedavi sonucunda hastamız sağlığına kavuştu ancak kullanmak üzere altı çeşit ilaç verildi. İlaçlar kullanıldıktan bir zaman sonra yan etki oluşturdu ve başka rahatsızlıkların ortaya çıkmasına vesile oldu.  Yeniden Yüksek İhtisas Hastanesine ilaçları yazan doktora gittik, doktor o gün izinliydi ve on gün gelmeyecekti. Başka bir doktora randevu aldık, doktorun huzuruna çıktık, sorunları anlattık. Yeni Doktor ‘İlaçları ben yazmadım, ilaçları yazan doktorunuza gidin o söylesin’ dedi. Bu gibi zamanlarda insan daha bir hassas oluyor, sinirlendim, bir yetkili aradım ancak tabelası olan içinde hiçbir görevlisi olmayan Hasta Hakları bölümüne gittim, orada da kimseyi bulamadım. Bursa ya boşuna gitmiş olduk, boşa harcadığımız zamana mı üzüleyim, sorunumuza çözüm bulamadığımıza mı?  Geri döndük, ilaçlardan kaynaklı olduğunu düşündüğümüz rahatsızlık devam ediyordu, özel bir hastanenin kardiyoloji bölümüne gittik, kardiyolog, ilaçların birinin yan etki oluşturabileceğini ancak bir de cildiye bölümüne gitmemizin uygun olacağını tavsiye etti. Cildiye bölümünde ki doktor hangi ilacın ve neyin yan etki göstereceğini bilemeyeceğini, daha komplike hastanede tahlil yapılmasını söyledi. Bu tavsiye üzerine Bursa UÜ Tıp Fakültesinden Endokrinoloji Bölümüne 15 gün sonrasına randevu aldık. Randevu günü doktora gittik, yine bir sürü tahlil yapıldı, tahlil sonuçlarını öğleden sonra alabileceğimizi söylediler. İşlerimizin yoğunluğu nedeniyle, tahlil sonuçlarını beklememizin doğru olmayacağını düşünerek ikamet ettiğimiz ilçeye geri döndük. Ertesi gün erkenden kalktık tekrar istikamet doğru Bursa, tahlil sonuçlarını aldık, doktorun kapısına vardık.

Doktor bizi sanki dün görmemiş, tahlilleri kendisi istememiş gibi bir tavır içine girdi. ‘Neyiniz var? Hayrola, ne istiyorsunuz?’ dedi.

Dün muayene olduğumuzu ve tahlil sonuçlarını göstermek istediğimizi söyledik. Doktor, tahlil sonuçlarına bakamayacağını, tahlil sonuçlar için de randevu almamız gerektiğini söyledi. Tamam dedik ve tahlil sonuçları için randevu almaya gittik, tahlil sonuçlarına bakmak için yeniden 15 gün sonrasına randevu verildi. Bu tür bir yaklaşımın doğru olmadığını, niçin özellikle 15 gün sonrası için randevu verildiği konusunda itiraz ettik ancak itirazımız sonuç vermedi. Sağlık uygulama tebliğini irdeledik, sağlık hizmetleri yönetmeliğinde bir hastanın 10 gün içinde aynı doktora gitmesi durumunda muayenesi ücretsiz yapılıyormuş, 11. Gün olursa tekrar ücret ödenmesi gerekiyormuş. Halkı soymak için bütün antenlerini açan aç gözlü sözde yöneticiler öyle formül bulmuşlar ki bir hasta doktora mecburen iki defa gitmek zorunda kalıyor. Hasta mecburen önce muayene oluyor, dümenle verilen tahlil sonuçlarına bakma randevusu 15 gün sonrasına verildiğinden hasta hem muayene hizmeti için hem de tahlil sonuçları için ödeme yapıyor. Böyle olunca devlete de iki kez ödeme yaptırılarak söğüşlenmek zorunda bırakılıyor ayrıca hastalığın geç teşhis edilmesinden, erken tanının tedavi sürecinde ki üstünlüğü de yok olmuş oluyor.

Ne diyelim kocaman kocaman binalar içinde hizmet üretebilen adam yok. Adam olmak herkese nasip olmuyor. Ne çare. Cihan Şümul Kanuni “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi.” 

 

Tüm Yorumları Göster (0)
NÖBETÇİ ECZANE
Nöbet Saati: 18:00-01:00
UZUNSOKAK
Telefon:
Nöbet Saati: 18:00-08:30
CEREN
Telefon: