Özer Yılmaz

Amanım efendim, nerede kaldınız?

25 Mart 2020 / Çarşamba 10:53:27 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

İçimiz, dışımız, sağımız, solumuz, arkamız, önümüz, altımız, üstümüz her tarafımız Covid-19 oldu. Evde, iş yerinde, okulda, sokakta, ibadethanelerde, basında, yayında, televizyonlarda, gazetelerde her yerde Covid-19 var. Covid-19 nedir, ne değildir enine boyuna tartışıldı, hala da tartışılıyor.

Hani derler ya ööö olduk Covid-19’dan. Covid-19 ilk çıktığında Çin’in Whuan kentinde, ülkemizde resmi olarak 11 Mart 2020’ye kadar bir vakaya rastlanmadığı söylendi. Bunun üzerine çeşitli senaryolar üretilmeye başlandı.

Efendim Covid-19 laboratuvarda üretilmiş bir virüs. Bu virüs öyle bir virüs ki Türkiye de yaşayanlara hiç dokunamaz. Çünkü Türkiye de çok kozmopolit bir yaşam var. Onun için vız gelir tırıs geçer.

Bu virüs ABD de üretildi, ABD silah ile dize getiremediği özellikle Çin Devletini dize getirmek için, Çin soyundan gelenleri yok edecek özellikte üretildi.

Biz demedik mi? ABD bu virüsü düşmanlarını dize getirmek için laboratuvarda üretti. Baksanıza Çin’den sonra şimdi de İran’ı mahvetmek için İran’a bulaştırdı.

Bu virüs İsrail’li Yahudilere ve ABD vatandaşlarına da bir şey yapmıyormuş, çünkü bu virüs akıllı bir virüs. Genetik yapısına göre insanları seçiyor ve yok ediyor.

Bu ve bunun gibi bir sürü komplo teorisiyle yatıp kalkıyoruz.

Şimdi eğri oturup düz konuşalım. Bu bir laboratuvarda üretilmiş bir virüs olabilir. Ülkemize er ya da geç geldi. Biz gelmesini dört gözle beklemiyorduk ancak gelmesini dört gözle bekleyenler varmış. Ne kadar da meraklılarmış. Nerdeyse koçlar kurban edecekler, halaylar çekecekler, yoluna kırmızı halılar sermek isteyenler ne de çokmuş. Niye geç kaldın, nerde kaldın diye de nerdeyse hasta olup yataklara düşecekler varmış.

Yetkililer açıklama yapıyor, efendim bu virüs 65 üstü ve kronik hastalığı olanlar için tehlikeli. Lütfen sosyal hareketliliğinizi azaltın, temizliğinize dikkat edin, ellerinizi usulüne uygun yıkayın, sosyal mesafeye dikkat edin, öpüşmeyin, koklaşmayın, tokalaşmayın. İktidar sosyal hareketliliği azaltmak için her yolu deniyor ama bizim et kafalılar anlamıyor.

Düşünebiliyor musunuz sosyal hareketliliğin azaltılmasına katkı sağlamak için camiler kapatıldı, birçok fabrika ile birlikte iş yerleri, AVM’ler kapatıldı, okullar tatil edildi. Ama gel gör ki et kafalı zavallılara öneriler işe yaramıyor. Bir kulağından giriyor, diğer kulağından çıkıyor.

Et kafalılar sosyal hareketliliğini azaltmıyor, aksine zincirini koparmış gibi kendisini sokağa atıyor. Niçin dışarı çıkıyorsun, yasak değil mi? Diye sorulduğunda da hanımın dırdırının verdiği sıkıntı, virüsün tehlikesinden daha çok onun için evde oturmaktansa, dışarıda bulunmayı tercih ediyorum diyerek de kendince dalga geçer gibi cevap veriyor.

Bir söz var ‘Akılsız dostum olması yerine akıllı düşmanı yeğlerim.’ Şimdi biz toplum olarak kaderci bir toplumuz. Kaderci olunca da her yediğimiz naneyi kaderimize yüklüyoruz. Yahu kardeşim, sen tedbirini aldın mı? Önce tedbirini al, ondan sonra tevekkül et ve suçu kaderine yükle. Bu böyle devam ederse bizler daha çook laboratuvarda üretilmiş virüslerin mahkûmu oluruz. Sağlıklı, huzurlu, mutlu hayatlar dilerim. Özer YILMAZ

Tüm Yorumları Göster (0)