Abdülvasih Duran

Çamların Gölgesinde Bir Fidan

07 Kasım 2019 / Perşembe 08:24:39 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Orta yaşlı öğretmen zaman zaman takvime bakar kendisi için önem taşıyan tarihlere göz atmayı severdi.Bazı tarihler iyi günleri hatırlatır ama bazı tarihlerde vardı ki üzüntüsünü unutmak mümkün değildi.

             İnsan çok değer verdiği ve sevdiği kişileri unutmaz.İster acı olsun ister tatlı hatıralar olsun fark etmez.Acının küllenmesi kavramına inanmazdı orta yaşlı öğretmen.Çünkü biliyor ki küllerin altında yine yakıcı kor ateş vardır.

             Kasım ayına girerken de orta yaşlı öğretmen her zamanki gibi takvime baktı ve birkaç sayfa çevirdi.Bir tarih gözüne çarpınca kendisini bir hüzün kapladı.O tarih 11 Kasım’dı.Çünkü  çok sevdiği Rehber Hocası,kendisine ağabeylik yapmış ve zor zamanda kendisine sahip çıkmış değerli hocasını hatırladı.Onun vefat yıldönümüydü.Aradan 10 yıl geçmişti.

         İnegöl İmam Hatip Lisesinde ilk görevine başlamıştı. Stajyer(yeni)  öğretmenlerle tecrübeli  rehber öğretmenler ilgilenirdi.Şanslıydı çünkü ona rehber öğretmen olarak Hikmet ŞAHİN hoca verilmişti.O günden sonra  Hikmet Hocasını çok sevmiş,oda kendisini çok sevmişti.Hiçbir zaman onu formalite evraklarla meşgul etmemiş,pratik hayatta ona tam bir ağabeylik yapmıştı.Gittiği bir çok yere onu ve diğer birkaç genç öğretmeni hep beraberinde götürmüştü.Hocasının sayesinde hayat hakkında tecrübeler edinmişti.Vefatına kadar hep samimiyet ve bağlılığı devam etmişti.

    Hikmet ŞAHİN hoca bir toplum insanıydı.Oylat’a öğrencilerle geziye gittiğinde kendi aralarında küçük bir futbol maçı yapmışlardı.Oyun esnasında ‘Abdulvasih ferdi oynama ictimai oyna ‘ sözünü söylerken de o bir toplum insanıydı.Üç dönem başarılı bir şekilde Belediye başkanlığı yaparken de o bir toplum insanıydı.Vefatı esnasında  toplanan o muazzam kalabalık bile onun toplum insanı olduğuna şahitlik etmişti.

        Hikmet hocanın kendisine ait özel güzellikleri vardı.Gülümsemenin bir insana bu kadar güzel yakıştığını hocasında görmüştü.Güler ve güzel bir yüzü vardı.Tatlı ses tonunu unutmak mümkün  değildi.Bazen kendisine ’Abdulvasih nasılsın?’ diye sorduğunda  “Rehber öğretmeni Hikmet hoca olan biri hiç kötü olur mu” diye cevap verdiğin de hep gülümserdi.Allah  O’nu gülümseyerek Cennetine misafir etmiştir İnşallah.

      Hikmet hocaya  iki isim çok yakışıyordu.Hikmet Başkan ve Hikmet Hoca.Ama vefatında öyle güzel bir isim aldı ki bu isim diğer ikisini de  geride bıraktı. “Şehit Başkan”.Çünkü İslam fıkhına göre ‘malının ve mülkünün başındayken bir zorba tarafından vurulan kişi şehittir’.

     Zaman  zaman duyarsınız.Biri öldüğünde onun için ‘arkasında büyük bir boşluk bıraktı’ derler.Belki yeri doldurulamaz anlamında doğrudur ama Hikmet hoca için farklı yaklaşmak gerekir. ”Hikmet Hocam! Yerin doldurulmaz biliyorum.Ama sen yaptığın her işi dolu dolu yaptın.Hiç eksiğin olmadı ki. Dolayısıyla arkanda  hiç boşluk bırakmadın.Arkasında boşluk bırakanlar işlerini eksik yapanlardır.İster öğretmenlikte olsun,ister ticarette olsun ve ister siyasette olsun hep işlerini dolu dolu yaptın hocam”.

         Orta yaşlı öğretmen Hikmet hocasını vefatından birkaç gün sonra rüyasında görmüştü .Bir kaç arkadaşla beraber  hocasıyla yürüyordu.Hikmet hoca kendilerine ‘şu ilerideki masaya gidip oturalım’ dedi. Hani rüya alemi ya, oda ‘Hocam bacağınız yaralı ilerisi uzak isterseniz şu yakına oturalım ‘ demişti.’Hayır,hayır bacağımda bir şey yok’ dedi.Gerçekten de sağlıklıydı.Boyu yanında yürüyenlerden çok uzundu.Ayağında kahverengi bir pantolon vardı.Yürüyorlardı ve kendilerine tavsiyelerde bulunuyordu.

      Hikmet beyin İnegöl İmam Hatip Lisesi öğrencileri üzerinde çok emeği vardı.Hocamız İmam hatip öğrencilerine ‘İmam Hatip ehli’ olmayı öğretti Çünkü bir yerin sahibi olmak oranın ehli olmak  anlamına gelmiyordu.İşte hocamız bunu öğretti.Ve hocamızın öğrencilerinden bir isteği var.’İlminizi artırın ve alim olun.Alim yetiştirin’.

Çünkü yaşadığımız ortamın alimlere ihtiyacı vardır. Her ilin,her ilçenin,her mahallenin hatta her sokağın bir alimi olmalıdır.Öyle alimler ki:

-Ayakları kaydıran değil,ayağa kaldıran,

-Dikleşen değil ama dik duran,

-Geçmişinden mutlu ,geleceğinden umutlu,

-Gelişmeleri ve değişimleri bilen,

-Yaşadığını anlatan,anlattığını yaşayan  alimler.Çünkü Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:”Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz”(Nahl-43).

      Orta yaşlı öğretmen zaman zaman hastane mezarlığına gider hocasına bir Fatiha okur.Sizin de İnegöl hastane mezarlığına yolunuz uğrarsa ana kapıdan biraz ilerleyin ,sağ tarafta çamların gölgesinde yatan bir fidan göreceksiniz. İşte o zaman Fatiha’yı ve dua etmeyi unutmayın.

Tüm Yorumları Göster (0)