Ahmet Taşgetiren

Kalbî İmsaki Kuşanmak

31 Mayıs 2019 / Cuma 19:13:04 | YAZARLAR | Ahmet Taşgetiren

Bu sene de Ramazan’a kavuştuk, kavuşturan ve yaşatan Rabbimize hamdolsun.Bir aylık bir arınma sürecini sunuyor bizlere Ramazan... Bir tasfiye, bir topraktan altın çıkarma, bir madeni saflaştırma, rafinasyon işlemi...“Ramazan” kelimesinin sözlük anlamında “yakıcılık” ifadesi bulunuyor. Kişiliğe ateşte yeniden su verilmesi gibi bir işlem. Cürufundan arındırılması gibi...Bu iklimi yüreği ile yaşayanlar için sonunda kurtuluş var, kurtuluş yani yepyeni bir kişiliğe ulaşma... Kişiliğin tüm gerçekleşme alanlarında tam denge...

Peygamberimiz, “Ramazan’a erişip de günahlarından-kirlerinden arınmadan çıkana yazıklar olsun” duasına “Amin” diyor. Çünkü bu, arınmaya direnme gibi bir şey... Yüreği her türlü güzelliğe kapama... Bir çağlayanın altından suya direnerek geçme... Baharı solumamak gibi... Güneşin önüne perde germek ya da...

Bir Ramazan kavramı olan “İmsak” kendini tutmak demek. Şafakla başlayan ve aşağı yukarı insanın eylem halinde bulunduğu tüm gününü “imsak” halinde yaşamasını istiyor İslam. Bu, hayatı durdurmak değil, hayat içinde kirli boyutu durdurmak... Tutmak, ağzı hem yemeye-içmeye karşı hem kötü söze karşı tutmayı kapsıyor. Sonra gözü tutmak kirlilikleri seyretmeye karşı, kulağı tutmak “haram” kavramı içine giren her türlü kirli sesi dinlemeye karşı, eli tutmak yanlış-kirli işlere bulaşmaya karşı... Çalmaya çırpmaya, kaba kuvvete, çamur atmaya karşı... Zihni tutmak kötü düşünceden... Kalbi korumak...

Ramazan bir kişilik hassasiyeti istiyor inananlardan... Eğer kişiliğinize itina etmiyorsanız, yani “imsak” yoksa hayatınızda, “Allah’ın sizin aç kalmanıza ihtiyacı olmadığı”nı vurguluyor Peygamber aleyhisselam...

Aç kalmak, “insana her zaman kötülüğü emreden ben”in dizginlenmesi yolunda bir terbiye aracı... Bir kendini aşma eğitimi... Hayatları açlıkla pençeleşmekle geçen insanları hissettirme vasıtası...

Aslında İslam’ın ayrı bir disiplini olmakla birlikte, Ramazan’la beraber anılagelen zekat da “arınma” ekseninde bir anlam ifade ediyor. İnsanın malı içindeki fakir hakkı demek zekat. Zekat verilmekle, mal arınıyor... Zekat verilmekle insan beni mal tutkusundan arınıyor. Zekatı verilmemiş mal, içinde başkasının hakkı bulunan bir kirlilik taşıyor. Üzerinde zekat borcu taşıyan insan da, bir yük taşıyor yüreğinde... Mal tutkusu başlı başına bir yük zaten... Paraya kul olmakla helak olma arasında çok sıkı ilişkiler görüyor İslam... Gücü olduğu halde zekat vermemek-verememek, “öteki”ne karşı sorumluluktan kaçma eğilimi aynı zamanda... Oysa İslam, bir yorumda tüm dünyayı içine alan komşunun açlığına karşı ilgisizliği, İslam’a karşı ilgisizlik gibi değerlendiriyor.

 

 

Sözün özünü söylemek gerekirse İslam, namazla, oruçla, zekatla, hacla, dua ile, niyazla, “güzel bir insan” inşa etmek istiyor. “Allah Teala ölümü ve hayatı, hanginiz daha güzel bir hayat yaşayacak, o konuda sınamak için yarattı” tesbiti var Kur’an’da... Güzel bir hayat, güzel bir insan demek...

Ramazan’la bütünleşen İslam’ın hayat kitabı Kur’an, insanı, “en güzel kıvam”a ulaştırma disiplini getiriyor.Bizden istenen, sadece oruç mevsiminde değil, hayatımızın bütün safhalarında kalbi açlıktan kurtulmuş insan olmak.Bütün ibadetler, bizi buna hazırlıyor.İstifade edene ne mutlu. Pınarlar, çağlayanlar gürül gürül akar durur, onlardan istifade edebilenler kazançlıdır.Ramazan bir rahmet deryası, avuçlarını daldırıp kana kana içmedikten sonra nasıl rahmete doyulacak?

Alıcı olmak gerekiyor Ramazan’ın bize bir şey vermesi için...“İmsak kalbe nüfuz etmeli.”İşte Oruç bunu sağlamalı. Bunun için oruca, imsakte Oruç ötesindeki günleri de kapsayacak kalbî bir kıvam kazanmak iradesiyle hazırlıklı girmeli.

Ahmet Taşgetiren

2014 - Temmuz, Sayı: 341, Sayfa: 003

 

Tüm Yorumları Göster (0)