Recep Akakuş

Millî Mücadele Sonrasında İnegöl’de İdârî Yapılanma-4

25 Mart 2020 / Çarşamba 10:48:06 | YAZARLAR | Recep Akakuş

Türkiye’de Demokratik usûle uygun seçimler, ancak 1950 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde tam olarak uygulanabilmiştir.

1946 yılında yapılan milletvekili seçiminde CHP’nin yanı sıra diğer partiler de -ilk defa- seçime katılmışlardır.1935-1950 arasında yapılan milletvekili seçimlerinde İnegöl ile bağlantılı olarak seçilen Bursa milletvekilleri şunlardır:

ŞEKÎBE AKKAVUK= İNSEL (1886-1970), 1935 yılında yapılan milletvekili seçiminde CHP’sinden Bursa milletvekili olarak seçilmiştir.İstanbul’da ik?met eden lise öğrenimi görmüş olan bu hanım efendi, aslen, İnegöl’ün Îsâören köyü’ndendir. Soy ağacı itibariyle İshak Paşa Kethüdâsı Sinan Bey’in soyuna dayanır. Aynı soy ağacı, İnegöl’de Sâdıkzâdeler diye anılmıştır.Şekîbe Akkavuk=İnsel, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren ilk İnegöllü kadın milletvekili olmuştur.

FAHRİ BÜK (1897-1954), İnegöl kökenli olan bu zat, Yüksek orman mühendisidir; demircizâdelerin de damadıdır. CHP’den Bursa milletvekili olarak seçilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiştir.

ABDURRAHMAN KONUK (1916-1988), İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu olan bu zat, İnegöl kökenli olarak CHP’den Bursa milletvekili seçilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiştir.

Tek parti döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde işte bu üç zât, İnegöl’ü temsil etmişlerdir. Tek parti devrinin 1939-1946 yılları arasındaki zaman dilimini oluşturan İsmet İnönü’nün “milî şeflik” dönemi, emniyet ve güven açısından pek sarsıntılı olmamış ise de ekonomik ve de kültürel açılardan çok sıkıntılı geçmiştir .

Halkın, “Türkçe ezan” okumaya mecbur edilmesi; aslî şekliyle ezan okuyanların cezalandırılması; Kur’ân-ı Kerîm öğrenim ve öğretimine yasak konması; Köy Enstitülerinde gelenek ve göreneklerimize aykırı biçimde eğitim ve de öğretim verilmesi, halkın devletten soğumasına sebep olmuş ve sosyal çöküntüler başlamıştır.

1930 yılından itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü ,Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan ayrılarak “hademe-i hayrât” statüsüne alınan cami görevlileri, memur ve işçi statüsünün dışında bırakılarak hukûkî ve ekonomik yönden hiç bir getirisi ve de güvencesi olmayan bir “s” cedveline bağlanmış ve böylece ; diyânî hizmetler âtıl hale getirilmiştir.

Bu arada diyânî hizmetleri –ekonomik yönden– besleyen vakıflar, sosyal amaca yönelik tesisler olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle vakıfların bir çoğu, bu yolla amacı dışında kullanılarak tahrip olmuş ; ve de el değiştirmiştir. Cami ve mescidler, bakımsız kalmış, geniş bir kültür erozyonu başlamıştır.

İl ve ilçe merkezlerinde inşâ edilerek hizmete konan “Halk Evleri”nde uygulanan kültürel etkinlikler, bu erozyonu önleyememiş, bilakis tarihî köklerini reddeden ve her şeyi yeni rejim ile başlatıp sığ ve yoz bir kültür buhranına saplanan materyalist görüşleri benimseyen bir kuşak, ortaya çıkmuştur.

İkinci Dünya Savaşı’na girilmemiş olmakla beraber, ülke çapında ekonomik yönden savaşın bütün sıkıntıları, yaşanmıştır. Bir taraftan “yol parası” adı altında köylüden ağır bir vergi alınırken bu vergiyi veremeyenler, angarya olarak yol yapımında çalıştırılmıştır. Diğer yandan zor kullanılarak köylünün elinden alınan buğday ve arpa gibi ziraat ürünleri, korunaklı depolama yapılamadığı için toprağa gömülmüş ve de çürütülmüştür. Bu arada “karneye” bağlanan bir çok ürün, vatandaşa ulaştırılamadığı gibi karaborsaya düştüğünden vatandaşı canından bezdirmiştir.

 

RECEP AKAKUŞ HOCANIN ESERİNDEN

DÜZENLEYİP YAYINA HAZIRLAYAN

AYHAN BAYRAKTAR

Tüm Yorumları Göster (0)