Yusuf Mutlu
yusufmutlu16@hatmail.com

Muhafazakarlığın Dönüşü

11 Temmuz 2019 / Perşembe 09:29:29 | YAZARLAR | Yusuf Mutlu

2019 Türkiye’sinde muhafazakarlığın vasat düşünce, muhafazakârların ise vasat insanlar olduğu görüşünün özellikle genç kesimde alttan alta yaygın bir düşünce olduğunu söylemek sanırım abartı olmaz. Bilhassa muhafazakar iktidarın varlığı ve iktidar imtihanında yaşadığı problemler, muhafazakarlık olgusunu ciddi anlamda sorgulamaya açıyor. 
Türkiye de muhafazakarlık algısının mahiyeti de bu sorgulamaya ciddi anlamda zemin hazırlıyor. Yıllar öncesinde yapılan “Abdestli kapitalizm” , “Allahsız Müslümanlık” vs. tartışmalarda ele alınan sorumsuz , burjuva / kapitalist, müsrif, kamu malını hiç eden, fırsat ve lüks düşkünü ve ticari /içtimai manada ahlaksız tiplemelerin muhafazakar profilinde bütünleştirilmesi de muhafazakarlık olgusunun tartışılmasında negatif değer sağlıyor.


Özellikle geçtiğimiz günlerde yapılan  ve küresel finans ağalarının desteklediği su götürmez olan LGBT tarzı oluşumlara gelen küçük çaplı kitlelerin, muhalefet partilerinin, bir kısım sanatçı (!), Aydın , Entel ,Dantel vs çevrelerin desteği de hem muhafazakarlık tartışmalarının, hemde anti muhafazakar oluşumlara verilen desteğin altı dolu bir destek değil tepkisel bir destek olduğunun sadece bir kanıtı! Bir diğer kanıtı ise siyasi söylemlerinde bayrak, vatan , Türkiye Cumhuriyeti , Atatürk’ ü dilinden düşürmeyen bazı kişilerin bu tarz oluşumlara teşne olması ve sessiz kalmasıdır. Ünlü para spekülatörlerinin desteklediği bu oluşumların sadece dini ve toplumsal değil ulusal kimliğe de karşı olduğu acıktır. Milli manevî  değeri olmayan aile gibi toplumsal kurum ve değerlerden uzak bir “Modern insan” profili oluşturma gayreti içinde olduklarını bilmek için zeka küpü olmaya gerek yoktur . Tüm bu durumlara baktığımızda muhafazakârlığa yapılan haklı eleştirilerin dahi altını doldurmadan tepkisel ve çürük olduklarını görebiliriz.

Sosyolojide toplum tıpkı bir insana benzetilir. Keza devlet te öyle. Doğar büyür ve ölür.  Yerini bir mirasçıya bırakır. Hastalanır ,sorunlar ,problemler , buhranlar yaşar. Hepsinin de insanda “Bağışıklık sistemi” dediğimiz bir “savunma mekanizması” vardır. Muhafazakarlık ta toplumların savunma mekanizmasıdır. Dünyanın her yerindeki toplumlarda , siyasi arenalarda “sağ” olarak nitelendirilen muhafazakar gruplar vardır. Dini, toplumsal, siyasi muhafazakarlık hallerini ayrı ayrı ve  bunların içice geçmiş hallerini de görebiliriz. Buradan hareketle muhafazakârlığı direkt Din / dindarlık/ aşırı dindarlık olgusu ile iliştirmek te ayrı bir sorunlu yaklaşımdır.
Muhafazakarlığın bu denli vasat görüldüğü, eleştirildiği , topa tutulduğu bir dönem sanırım görülmemiştir.

Ancak muhafazakârlığa yönetilen bu tutum gelip geçicidir ve muhafazakarlık duruma göre sert ya da yumuşak bir geri dönüş sağlayacaktır. İktidar odaklarına kızıp kendini anti muhafazakar oluşumların içinde ve yanında bulanlar , bu geri dönüş karşısında kendilerini sorgulayacaklardır. Bu toplumsal bir döngüdür. Allah’ in kurandaki ifadesiyle “Günlerin insanların arasında döndürülmesidir.”

 Anti muhafazakarlığın bu noktaya gelmesi için tıpkı muhafazakarların yaşadığı ve kendilerini sorgulamaya açmasına sebep olduğu gibi iktidar şerbetinden bir yudum içmeleri belki de yeterli olacaktır.

Tüm Yorumları Göster (0)