EROL BAŞTÜRK

ÖZGÜVEN

08 Eylül 2021 / Çarşamba 11:47:55 | YAZARLAR | EROL BAŞTÜRK

Özgüven, henüz çocukluk döneminde oluşan ve kişinin bütün yaşamını etkileyen bir duygudur. Özgüven eksikliği ya da bir başka deyişle özgüven problemi ise kişinin kendine olan güvenini kaybederek sosyal hayata dahil olmaya çekinmesi, kendine ve geleceğe olan inancının zayıf olması anlamına gelir.

          Çocuklarımızın özgüven kazanması için biz öğretmenlerin desteği kadar ana ve babaların rolü de önemli.Çocuklarımıza sorumluluk aşlamasını bilmeliyiz.Aman dışarısı kötülerle dolu diye markete göndermeyiz.Para verip fırına ekmek almaya göndermeyiz.Neymiş  daha yaşı küçük parayı kaybedermiş.Birlikte tost yemeğe gideriz siparişi vermesi için ona fırsat tanımayız.Bahçeye oyuna çıkar peşinde pervane oluruz.Her düştüğünde hemen yanında oluruz.Okula bırakır ağladı diye mekanı terkedemeyiz.Susmasını bekleriz.Nedense böyle çocuklar asla susmazlar çünkü arkasında güvendikleri biri vardır.

        Şimdi gelelim özgüvene.Bu çocuklara özgüveni bu davranışlarla mı aşılayacağız?.Böyle davrandığımız sürece hayatın gerçekleriyle tanışmasına fırsat vermemiş olacağız.Çevresindeki hayatla dışarıdaki hayat aynı değil.Çocuk birden dış çevrenin içinde bulduğunda kendini bocalayıp kalıyor.Ne yapacağını şaşırıyor.

         Çocuğun herşeyini kendimiz yapmaktan vazgeçelim.Onlara sorumluluk verelim.Tek başına markete gönderelim.Eğer çok merak ediyorsak peşinden görünmeden takip edebiliriz.Günlük hayatla yüzleşmesini sağlayalım.Alişverişe götürelim.Alışverişi kendisinin yapmasını sağlayalım.Üzerine döksede yemeğini kendisinin yemesini sağlayalım.Her fırsatta elinden tutmayı,çantasını taşımayı bırakalım.Doğduğundan beri Bursa’da doğup lise sona gelmiş ancak  ömründe hiç heykele gitmemiş öğrenciler tanıdım.Okulu bitirip İstanbul’da üniversite kazandıkalarında ailesi de İstanbul’a taşınmak zorunda kaldı.Istanbul’da da okuldan eve evden okula gittiklerini biliyorum.Günlük hayata nasıl geçiş yaptılar çok merak ediyorum.

         Eskiden marketlerde veresiye defterleri vardı.Maaşlı kesim bir ay boyunca marketten,bakkaldan alışveriş eder.Bakkal veya marketçi tarih atarak alınan eşyaları veresiye defterine yazardı.Ay sonunda maaş alındığında bakkala gider ödememizi yapardık.Ben daha ilkokul 1.sınıftayken babam bir aylık alışveriş tutarını bana teslim eder,bakkala borcumuzu ödememizi ister.Sadece bakkaldan şubat ayı borcu ödenmiştir gibi yazı almamı isterdi.Bu arada babam Arifiye Köy Enstitüsünden mezun olmuş bir eğitmendi.

Niye böyle yaptığını,böyle yapmasının amacının ne olduğunu bu yazıyı kaleme alırken daha iyi anlamış oldum.Bırakın hata yapsınlar,bırakın taşırken değerli bir eşyayı düşürsünler.Hata yapmadan doğrular öğrenilmez.Hata yaptıklarında kızmamayı,azarlamamayı bilelim.Bu arada aşırı korucuyucu olmayı da bırakalım.Her dakika yanında olacak değiliz.Bırakın yaşamın gerçekleriyle yüzleşmeyi öğrensin.

Sevgi her kapının anahtarı doğru ama sorumluluk aşılama da yaşamın anahtarı olduğunu unutmayalım.Koruyucu anne baba olmayı abartmayalım.Gün gelecek siz olmadan da yaşamayı öğrenecek.Ya da sayenizde öğrenemeyecek.

        Kararları hep başkaları verdiği için çocuk karar veremez hale gelir.Koruyuculuk devam ettiği sürece sürekli başkalarına ihtiyaç duyar hale gelir.Kendi adına risk alamaz.

        Korumacı davranışların dışında eleştirilen,yaptığı olumlu şeyleri değersizleştirilen ya da görmezden gelinen,sık cezalandırılan,davranışları konusunda engellenen kişilerin özgüvenleri düşük olmaktadır.

       Özgüven,kişinin bir şeyler yapmaya çalışıp başarı duygusu yaşamasıyla gelişen  bir durumdur.Bizler derslerde öğrencilerimizin yaptığı güzel davranışları arkadaşlarına alkışlatırız.Bu alkışı alan öğrencinin dünyası değişiverir.

       Çocuğumuzun özgüvenini geliştirmek istiyorsak olumlu davranışlarını takdir edelim,eleştirmeyi ve kıyaslamayı bırakalım.Aşırı koruyucu davranışlarımızı terkedelim.Zorlukları aşıp başarma duygusunu tattıralım.

 

         

          

 

Tüm Yorumları Göster (0)