Ahmet Taştan

TOPLUMSAL UYARI PROJESİ-1

13 Mayıs 2022 / Cuma 13:53:03 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

-Baba ne derler biliyor musun?  Yapma böyle!

 

-Oğlum niye öyle desinler? Gençleri böyle toplum içinde uluorta yanlış yaptığında ufacık da olsa uyaramayacak mıyız?

 

-Millet başka anlar, kaba saba konuşur. Ağrıma gider. Hem sen anlatmıştın ya... Kültürparkta uygunsuz yakaladıkları gençleri böyle uyaran görevlilere ne demişti annesi? “Kızımın namus bekçisi sen misin?” diye  

 

-Tamam oğlum. Böyle yanlış tutum ve davranışlara ben ses çıkarmayayım, sen ses çıkarma... Sonra bu yanlış davranışlar toplumda hızla yayılır ki zaten yayıldı.

 

-Evet baba, zaten ben de onun için diyorum ya... Sen bir şey yapamazsın hiç kimseye... Herkesin kendi hayatı, kendi düşüncesi...

 

-Ya oğlum, tamam sen de haklısın ama bizim Kur’an-ı Kerim’de okuduklarımız ne olacak... Sizin içinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun...(Âli İmran Suresi) Bu ayetleri ne yapacağız...Rabbimiz bizimle konuşur ve bize böyle emirler veririken biz kulak asmayalım mı?  Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Sizden biri (yani ben, yani sen, yani o...) bir kötülük gördüğünde eliyle değiştirsin buna gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin(kızsın) Bu imanın en zayıf derecesidir.” diyen sözünü hayatınızın neresine koyacağız?

 

-Ya baba, sen uyarmak zorunda mısın? Olmadı, yap ibadetlerini. Bunlara da dua eder geçersin. Kızacaksan da içinden kızarsın.

 

-Peki toplumun bunca yanlış davranışlarına, inançlarına karşı peygamberler ne yaptı oğlum? Yani Kur’an-ı Kerim’de geçen 25 peygamberin hayatı bizim için örnek değil mi? Allah (celle celalühü) onları yani en sevdiği kulları, neden insanları uyarsınlar ve tevhide çağırsınlar diye görevlendirdi?

 

-Baba tamam ama onlar başka bunlar başka. Hem sen peygamber misin?

 

-O nasıl söz öyle oğlum! Toplumdaki yanlış davranışları uyarmak için peygamber mi olmak gerekiyor? Mesela hırsızlık yapanı gördün, yakalama imkanın var, “Ben polis miyim?” deyip bırakır mısın? Yaralı biri var, yardım edebilme imkanın da söz konusu “Ben doktor muyum?” deyip yüz mü çevirirsin? Benim yaptığım uyarı, İslam’da “emri bil maruf nehyi anil münker” diye adlandırılır. Bu konuda o kadar çok uyarı ayeti ve hadis var ki!

 

-Tamam ama bunları bir sen mi okuyorsun? Başkaları okumuyor mu? Din görevlileri var, imamlar var, müezzinler var...

 

-Bak Kur’an-ı Kerim’de “Cumartesi yasağı olayı” var. Sanırım Bakara suresinde iki-üç ayetle zikredilir. Cumartesi ibadet günü olan Yahudiler, balık avlama yasağına uyumazlar. Tabii imtihan etmek için Allah cumartesi günü balık sürüsünü körfeze salar. Onları kaçırmak istemeyen dünyaperest Yahudiler, ağları atarlar. Ertesi gün ağa takılan balıkları toplarlar.

 

Bunları gören bazıları “yapmayın, yasağı ihlal ediyorsunuz” diyerek onları men etmeye çalışır. Ama bazıları da bırakın herkes istediğini yapsın, derler ama kendileri de balık tutmazlar. Oradakilere maymunlara benzeme cezası verilir. Bu üç gruptan sadece  “yapmayın” diyenler kurtulur.

 

Yani unutma biz bu gençlerin toplum arasında/ortasında  yapmış oldukları yanlışları uyarırken öncelikle Allah katında bir mazeretimiz olsun istiyoruz. Yani Allah bize sorduğunda “biz kötülük gördüğümüzde uyardık Ya Rabbi” demek için yapıyoruz. Yanlış yapanlar ya vazgeçerler ya da yaptıklarına devam ederler, orası beni ilgilendirmez.

AHMET TAŞTAN

(YARIN DEVAM EDECEK İNŞALLAH!)

Tüm Yorumları Göster (0)