Misafir Kalem

UFUKLARDAN ÖTEYE-2

15 Aralık 2017 / Cuma 19:04:32 | YAZARLAR | Misafir Kalem

Biz kendi dünyamızın sabırlı işçileriyiz. “

Problemlerin baskısından yoğun bir çalışma temposuyla kurtuldum” diyen üstadımız gibi, biz taş taşırken, harç kararken kaygılardan kurtuluyor, “ yaşama sevincini “ yakalıyoruz.

Biz sabr u gayret şarabının sarhoşlarıyız. Sendelediğimize bakıp ta aldanma, yıkılmayız.

Allah tutar elimizden. Biz yüce Dost’un kapısına kapağı atmışız. Kim tutar artık bizi.

Karlı dağlarda fırtınalara tutulmuşuz. Savrulan karlar içinden yol bulmaya çalışmışız sevdiğimize, samimiyetlere, içtenliklere, ciddiyetlere…

Emir almışız bir bir.

Karlar içinde can vermişiz… Olabilir. Alıp götüren yakıp bitiren bir türkü be kardeşim, bir türkü.

Derinlik ve enginlik hisleriyle dolup taştığımız bir türkü. Şöyle söyleyenin de alev alev yandığı bir türkü. Hüzün denizinde bata çıka kulaç atmaya razıyız biz.

Kaskatı dünyalarda, taş ocağı şehirlerde betonlara çakılmış gibiyiz. Uzaklar özlemiyle yanıp hayallere sığınmışız be kardeşim.

Alemin tılsımı bozulmuş, gizem bitmiş. İnsan insanı arayıp sormaz olmuş.

Tabii dünyalarda bir teselli, bir tecelli, bir “ kudret akışı “ “  bir mucize arayıp durmuşuz , durup düşünmüşüz, düşünüp durmuşuz. “

Bir ayet-i kerime bazen almış götürmüş bizi. Yaramıza neşter vurmuş, derdimize derman olmuş, sükunetler sunmuş.

Bazan da kendimizi tozlu yollarda, boz bulanık sellerde bulmuşuz. Açmışız bağrımızı yellere, pyraza karşı durmuşuz.

Susuz ve tesellisiz kaldığımız da olmuş. Göklerden sarkıtılan ipe, asaletli hislere tutunarak dengede kalmışız. Şükran lilleh.

“ Bilmişiz dünya halini. Terketmişiz kilu kalini “

Yaşamayı unutmuş, yaşatma sevdasının sabırlı işçileri olmuşuz. Fedakarlıktan başka hünerimiz, maharetimiz olmamış. Bu sevda ile biz ölmüş ölmüş dirilmişiz.

Çöllerde gemi yapmış, kuyularda , iman ve umuda tutunmuşuz. Zindanları medreseye çevirip uyum üretmiş, tarihlere şan, dillere destan olmuşuz.

“ Bıçakla kurban arasında titreyen alevden “ , sıdku sadakatten ötelere yol bulmuşuz.

Bir ömür, gökle yer arasında savrulmuş durmuşuz.

İDRİS ARPAT

 

Tüm Yorumları Göster (0)