Mehmet Şah Marhan yazdı

Karaktersizliğin doğurduğu sorumsuzlukla işlerinin önemini ve hassasiyetini hiçe sayarak işlerini “mış gibi” yapanların dibe vuran seviyesizliklerine, adeta her gün maalesef tanık oluyoruz.

Hem de yutkunarak ve hayret ederek…
                
Dolayısıyla çok iyi bilinsin ki, karaktersizliği yetmiyormuş gibi, sorumsuzluğu da yanına alanların, bütün çalışmaları topluma sadece zarardır.

Hem karaktersizliğini ve hatta bilinçsizliğini sorumsuzlukla buluşturup bir tarza dönüştürenlerin topluma faydalı olmaları mümkün değildir.

Dahası toplumun yararına dair bir kaygısı olmayanlar, sadece kişilerin menfaatine “hizmet” ederler.

Hele kendi sorumluluğunu yerine getirmemek için başkasının sorumsuzluklarına sığınıp bahane bulanların, emsal gösterenlerin paradoks ve trajikomik halleri ayrıca mide bulandırıcıdır.

Böyleleri maalesef bütün pişkinlikleriyle nitelliliği unutturup, nicelliğe dikkat çekerek, bir şekilde “gözde” olma hünerini sergileyebiliyorlar. Esasında niteliliğe önem vermeyip öte yandan nicelliliği marifetleştirmek, “mış gibi” çalışmanın “göz boyatma” halidir.

Böylesi ucuz karakterler, çalıştıkları her ortamın huzurunu da bozarlar. Sahip oldukları üslup, tarz; kullandıkları dil ve gösterdikleri yakışıksız tavırlarla...

*

Peki, “mış gibi” çalışmak nedir? Mış gibi çalışmak, bir işi yapmadan, yapmış gibi yapmak ve göstermektir? Ya da bir işi hakkıyla değil; göstermelik yapmaktır.

Kısacası, “mış gibi” yapılan işlerde nitelliliğe önem verilmez. Dolayısıyla “mış gibi” yapılan bütün işlerin özünde, işi yapan kişinin karaktersizliği yatmaktadır. Zira karaktersizliğin bir yansıması olan sorumsuzluk, bir işi yapma yeterliliği olduğu halde, gereken duyarlılığı ve hassasiyeti göstermemektir. Dahası yeterli olup sorumsuz davranan biri, aynı zamanda “ilkesiz” demektir.

Evet, maalesef “mış gibi” çalışan, yaşayan ve ilişki geliştiren insanların oluşturduğu bir toplumda yaşıyoruz. Hatta özellikle resmi kurumlarda işini hakkıyla yapanlara, “keriz” denildiği ve mesaiye gitmemesini, marifetmiş gibi övgüyle anlatanların olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Daha da trajik olan, maalesef bu anlayışın toplumda kabul görüyor olmasıdır. Zira birçok kişi, kendi üzerine düşeni yapmadan “böyle gelmiş, böyle gidecek” klişesini her fırsatta dile getirmektedir. Paradigma ve mantalite böyle olunca, herkes kendi üzerine düşeni ve kendi eliyle düzelecek olanı, yapmamak için hep bir neden bulup bir yerlere durumu havale edebiliyor. Kendi sorumluluğunu yerine getirmemesi için çok rahatça hiç ahlaki ve rasyonel olmayan bahaneler üretebiliyor. Yaptığı işin kalitesizliğine, bir kılıf bulabiliyor.

Durum böyle olunca, maalesef nitelik ve kalite hiçbir alanda sağlanılmıyor… İşte bu kalitesizliğinin faturasını, toplumca hep bir şekilde gerek canımızla gerekse de malımızla ödüyoruz.

Nitekim “mış gibi” doktor, hastayı iyileştirmek yerine, canından ediyor.

“Mış gibi” öğretmen, öğrencilerini harcayabiliyor.

“Mış gibi” yönetici, sorumsuz olunca tek derdi koltuk olabiliyor.

"Mış gibi" okul müdürü, okulda eğitim ve öğrenme iklimini yok edebiliyor.

“Mış gibi” memur, vatandaşın işini görmüyor.

“Mış gibi” temizlik elemanı, temizliği öylesine yapıyor.

“Mış gibi” usta, maddi zarar veriyor.

“Mış gibi” şöför, can alıyor.

“Mış gibi” aşçı, zehirliyor.

“Mış gibi” öğrenci, dersi “mış gibi” dinleyip başarılı olamıyor.

Bu zinciri daha da uzatmak mümkün… 

Kısacası “mış gibi” insanlar, “mış gibi” işler yapıyor… Elbette hepimiz hatalar yapabiliriz. Hepimizin eksikleri elbette var. Bu gayet doğaldır. Ancak bulunduğu konumun sorumluğunu taşımayıp “mış gibi” çalışmak/davranmak, motivasyon ve heves kırıcı olduğu gibi, sorumsuzluğu “etrafına” ve “altlarına” bulaştırıp yaymaktır da…

Doğrusu günümüzde maalesef insan ilişkileri bile “mış gibi” yapılıyor… Hatta bu toplumda en güçlü, en etkili ve öne çıkan ilişki, maalesef menfaat ilişkisidir.

Nitekim herkesin etrafında sadece kuru kalabalıktan ibaret olan, o kadar çok “mış gibi” arkadaşlar, “mış gibi” dostlar var ki, akıl sırrı değil. Hatta bütün sohbetler bile artık samimiyetten yoksun “mış gibi” yapılıyor.

 Evet, “mış gibi” insanların “mış gibi” işleri, her şekilde karşımıza bir engel, bir zorluk ve kaçınılmaz olarak bir “sorun” olarak çıkıyor. Maalesef hepimiz bu özünde karaktersizlik dolayısıyla sorumsuzluk olan durumun bedelini, hayal kırıklığı ve stres yaşayarak da ödüyoruz.

Son olarak; “Bir işi iyi yapmak, maaşımızın karşılığı değil; karakterimizin yansımasıdır” sözü ile yazımı bittirerek, yapılan işlerin “mış gibi” değil; sahiplenme ve sorumluluk duygusu ile yapılması; erdemli, ilkeli ve karakterli olmanın koşulsuz gereği olduğu bilinmelidir.

Mehmet Şah Marhan 
@msahmarhan