Sevgili Peygamberimizin (sav) mü’minlerin özelliklerini anlatan en bilinen Hadisi Şerifi şudur:”Mü’minin  ferasetinden sakınınız.Çünkü o (mü’min) Allah’ın nuruyla bakar”.

        Bu Hadis Şerifin yorumuna geçmeden önce hadiste geçen  iki kavrama açıklık getirelim.

FERASET:Sezmek.İleri görüşlülük gibi anlamlara gelir.

ALLAH’IN NURU:Kur’andır.Allah’ın sözleri ve gösterdiği yoldur.

     Bu Hadisi Şerifte şu anlatılmak istenmektedir: “Mü’min Kur’ana’a göre hereket ettiği sürece vahye uyduğu sürece aldanmaz, aldatılmaz ve yanlış yapmaz”.

     Peki,mü’min ferasetini kaybederse ne olur?

-Öncelikle MÜ’MİN olma özelliğini kaybeder.Kur’an’da anlatılan mü’minlerin  özelliklerini  kaybeder.Bu özelliklerden bir  örnek verelim.” Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca rablerine güvenirler.”(Enfal,2).

      Bu ayette görüldüğü gibi mü’min Allah’ın ayetlerini duyunca onu yerine getirmeye ve hayatına uygulamaya çalışır. Allah’ın ayetleri onların imanlarını artırır.Bu ayete göre Dünyada kaç Mü'min vardır?

       Mü’min sadece iman eden demek değildir.Aynı zamanda hem “Güvenen ve hem de kendisine güvenilen kimse ” demektir.Bugün toplum içinde insanlar Müslümanlara ve Müslüman ahlakına ne kadar güvenmektedir?Güven tablosu araştırmasında kaçıncı sıradayız?En önemlisi Allah bize ne kadar güvenmektedir?Ve biz Allah’a ne kadar güveniyoruz?

       Peki,mü’min ferasetini kaybederse başka ne olur?

-İslamın temel kavramlarını yanlış anlar ve yanlış yorumlarız.Örneğin,Sünnet, Peygamberimizin(sav) Kur’an’ı hayatına uygulamasıdır.Kur’an’ı insana dönüştürürsen Peygamberimizin(sav)  hayatı ortaya çıkar,Peygamberimizin(sav) hayatını kitaba çevirirsek Kur’an’ın tefsiri ortaya çıkar.Ancak biz sünneti  şekilciliğe indirgedik.

       Dolayısıyla:

-Kur’an’ı ve Sünneti doğru anlayan bir ferasete ihtiyaç vardır. 

-Helal ve Haramlara yenilerini eklemeyen bir ferasete ihtiyaç vardır.

-İslam’ın yasaklamadığı gerçek sanatların önünü açacak bir ferasete ihtiyaç vardır.

-İslam’ın tavsiye ve teşvik ettiği teknoloji alanında Müslümanların önünü açacak bir ferasete ihtiyaç vardır

-İslam dinini hurafeler dininden kurtaracak bir ferasete ihtiyaç vardır.

-Kur’an kavramlarıyla istediği gibi oynamayan bir ferasete ihtiyaç vardır.

-“Takva”,”Müttaki”, “veli (evliya)”  v.b kavramların sadece bazılarının özel sıfatları olmayıp bütün mü’minlerin ortak özelliği olduğunu anlatacak bir ferasete ihtiyaç vardır.

      Peki,mü’min ferasetini kaybederse başka ne olur?

-İlmi kaybederiz.İlmin yerini hikayeler,hurafeler ve rüyalar alır.Oysa Yüce Rabbimiz bizlere insanları İslam’a çağırırken bile ilim  ve hikmet ile çağırmamızı emretmektedir.“Hikmet ve ilim ile daima Rabbinin yoluna çağır”(Nahl,125). 

    Kur’an’a baktığımızda ilim ile bir çok ayet bulabiliriz.

-“Sakın cahillerden olma” (En’am,35)

-“Cahillerden yüz çevir”(A’raf,199)

-“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(Zümer,9)

 “Allah‘tan gerektiği şekilde ancak ilim sahiplerinin korkacağını”(Fatır,28) ifade eden Yüce Rabbimiz “Ey Rabbim, benim ilmimi artır”(Ta-Ha,114) diye dua etmemizi isterken. “iman edenlerle, ilme nail olanların derecelerini Allah’ın yükselteceğini”(Mücadele,11) haber vermektedir.

     Peki,mü’min ferasetini kaybederse başka ne olur?

-Rabbimizin” Onlar (her) sözü dinler; en güzeline uyarlar…”(Zümer,18). Ayetine uymak yerine herkes sevdiği hocasının,ağabeyisinin ve efendisinin sözlerini dinler hale gelirler.

    Böylece birlik ve beraberlikten bahsetmek mümkün olmayacaktır.

   Yani diğer bir değişle:

-Camide yan yana cami dışında karşı karşıya geleceğiz,

-Camide omuz omuza, cami dışında boğaz boğaza tutuşacağız,

 -”Camide safları sıklaştırırken cami dışında gönül saflarımız darmadağınık olmaya devam edecektir”.

( Abdulvasih DURAN)