Murat Altın'ın köşe yazısı


Merhaba İnegöl'ün güzel insanları! 


İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza bu hafta derbentler konusuyla devam ediyoruz.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, derbentler ve bu derbentlerin kontrolündeki geçitler, sadece coğrafi öneme sahip dar boğazlar değil, aynı zamanda ekonomik, askeri ve sosyal yaşamı şekillendiren kritik noktalar olarak ön plana çıkmıştır.

Bu bağlamda İnegöl ve çevresindeki derbentler, Osmanlı yönetimindeki altyapı ve yerel yönetimin nasıl işlediğini anlamak için benzersiz birer örnektir.

İki dağ arasındaki dar geçitlere verilen ad olan derbentler, bu bölgelerdeki kale, karakol ve köylerle birlikte, yol güvenliğinin sağlanmasında hayati bir rol oynamıştır.

İnegöl, bu derbent sistemlerinin önemli bir parçası olup, bölgedeki köyler arasında Gündüzlü (eski adıyla Mâz Ali veya Miz-Ali Karyesi) dikkat çekmektedir.

Gündüzlü köyünün sakinleri, esas itibariyle Pamukça Yörüklerinden oluşmakta ve Domaniç Derbendi üzerinde yer alan Koca Yayla'ya kadar uzanan yol güzergâhının emniyet ve güvenliğinden sorumlu tutulmuştur.

Osmanlı dönemindeki derbentçi köyler, vergi muafiyetleri gibi çeşitli imtiyazlara sahip olmuşlardır.

Kurşunlu sakinleri gibi derbentçi topluluklar, devlet tarafından belirlenen özel görevler nedeniyle tekâlif-i divaniye adı verilen devlet vergisinden muaf tutulmuş, aynı zamanda ormandan açtıkları yerlerin işletme hakkına sahip olmuşlardır.

Bu, derbentçilerin sadece güvenlikle değil, aynı zamanda yerel ekonomiye de katkı sağladığının bir göstergesidir.

Gündüzlü köyünün yanı sıra Eymür, Özlüce, Kınık ve Çitli gibi diğer köyler ve bu bölgelerde konuşlandırılmış yaya birlikleri de derbentçilik görevi üstlenmiştir.

Bu birliklerin varlığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun sadece askeri bir güç olarak değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik yapıları destekleyen bir yönetim olarak da işlev gördüğünü ortaya koyar.

Bursa- Aksu veya Ulucaklar derbendi gibi önemli geçitler, İnegöl'ü Bursa'ya bağlayan ve tarihî İpek Yolu'nun bir kolu olarak hizmet veren stratejik yollar arasındadır.

Osmanlılar döneminde buraya askeri birlikler konuşlandırılmış, siyasi otoritenin teşviki ile tekke ve zaviyeler kurulmuş, böylece bölgenin sosyal yapısına katkıda bulunulmuştur.

Çiçek Dede gibi şahsiyetler, bu yapıların liderliğini üstlenerek, bölgenin canlandırılmasında önemli roller oynamıştır.

İnegöl ve Bilecik arasındaki Dömez/Dümezraa yolunun hatırlanması da önemlidir. Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren bu yol, İnegöl'ün sosyal ve ekonomik hayatında daima etkili olmuştur.

İnegöl'ün Bilecik'e bağlı olduğu dönemde, bu etki daha da derinleşmiştir. Şıbalı Köyü (diğer adıyla Sipahi Köyü), bu yol güzergâhında önemli bir geçit ve derbent hüviyeti kazanmıştır.

Derbentler ve geçitler üzerinde yapılan bu değerlendirme, Osmanlı İmparatorluğu döneminde İnegöl'ün ve çevresindeki bölgelerin nasıl stratejik öneme sahip olduğunu ve bu bölgelerin yönetiminin sosyal, ekonomik ve askeri açıdan nasıl kurgulandığını göstermektedir.

Bu tarihi miras, günümüzde bile bölgenin kültürel ve sosyal yapısını anlamada kilit bir role sahiptir.

Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!