Osmanlı Devleti'nde en fazla toprak kaybının yaşandığı dönem, II. Abdülhamid (1876-1909) ve II. Mahmud (1808-1839) dönemleri olarak öne çıkıyor. Her iki padişah da farklı coğrafyalarda, farklı koşullarda büyük kayıplar vermek zorunda kaldı. Ancak tarihçiler, yüzölçümü bakımından değerlendirildiğinde en dramatik toprak kaybının II. Abdülhamid döneminde yaşandığını belirtiyor.
II. Abdülhamid Dönemi Kayıpları
II. Abdülhamid tahta çıktığında Osmanlı toprakları yaklaşık 5 milyon kilometrekareydi. Ancak 33 yıllık saltanatı boyunca yaşanan savaşlar, isyanlar ve siyasi baskılar sonucunda bu rakam 2.5 milyon kilometrekarenin altına düştü. Yani imparatorluk topraklarının neredeyse yarısı bu dönemde kaybedildi. En dikkat çekici kayıplar şunlardır:
- 1878 Berlin Antlaşması ile Balkanlar’da büyük toprak kayıpları yaşandı. Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız oldu.
- Bosna-Hersek fiilen Avusturya-Macaristan'a bırakıldı.
- Kıbrıs, İngiltere’nin denetimine verildi.
- Mısır, 1882’de İngilizler tarafından işgal edildi ve Osmanlı’nın fiili hâkimiyeti sona erdi.
- Tunus, Fransızlar tarafından alındı.
Bu dönemde “denge siyaseti” ile toprak kaybı yavaşlatılmaya çalışılsa da büyük coğrafyaların elden çıkması engellenemedi.
II. Mahmud Dönemindeki Kırılmalar
II. Mahmud’un dönemi de Osmanlı Devleti için önemli bir dönemeçtir. Yunanistan'ın bağımsızlığı (1829 Edirne Antlaşması) bu dönemde ilan edildi. Ayrıca Sırbistan’a özerklik verilmesi de bu döneme denk gelir. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa ile yaşanan kriz ve Nizip Savaşı (1839) sonucunda Osmanlı, iç düzenini sağlamakta zorlanırken, dış müdahalelere de açık hale geldi.
Dağılma Sürecini Hızlandıran Faktörler
Osmanlı’nın yaşadığı toprak kayıplarında sadece savaşlar değil, aynı zamanda uluslararası diplomasi, iç isyanlar, milliyetçilik hareketleri ve merkezi otoritenin zayıflaması da etkili oldu. Özellikle 19. yüzyıl, Avrupa’da milliyetçilik akımlarının hız kazandığı, imparatorlukların parçalanma sürecine girdiği bir dönemdi. Bu dalgadan Osmanlı da fazlasıyla etkilendi.
I. Dünya Savaşı ve Son Darbe
Her ne kadar asıl büyük kayıplar Abdülhamid döneminde yaşansa da Osmanlı topraklarının parçalanmasını tamamlayan süreç I. Dünya Savaşı ile oldu. Savaş sonrası imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı topraklarının neredeyse tamamını kaybettirecek kadar ağır şartlar içeriyordu. Her ne kadar bu anlaşma yürürlüğe girmese de, savaş sonrası Suriye, Filistin, Irak gibi önemli Arap toprakları elden çıktı.
Cumhuriyet Dönemiyle Yeni Sınırlara Geçiş
Lozan Antlaşması (1923) ile Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları belirlenirken, Osmanlı’dan miras kalan toprakların çok büyük bir bölümü resmen kaybedilmişti. Bu noktada Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde toprak kayıpları tamamlanmış ve Türkiye bugünkü sınırlarına çekilmişti.
Toprak Kaybı Nedenleri Tarih Boyunca Benzerlik Gösterdi
Savaşlar, iç karışıklıklar, dış borçlanmalar, milliyetçilik hareketleri, merkezi otoritenin zayıflaması ve diplomatik baskılar, tarih boyunca toprak kayıplarının temel sebepleri arasında yer aldı. Bu faktörler, özellikle 18. ve 19. yüzyılda hızla bir araya gelerek Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasına zemin hazırladı.
Tarihçiler arasında genel kanaat, yüzölçümü bakımından en çok toprak kaybının II. Abdülhamid döneminde yaşandığı yönündedir. Ancak II. Mahmud dönemi de kayıpların başlangıç noktası olarak kabul edilir. Bugün Osmanlı’nın ulaştığı en geniş sınırlardan bugünkü Türkiye’ye gelene kadar yaşanan bu sürecin, sadece askeri değil, siyasi, ekonomik ve sosyal pek çok nedeni vardır.