Adı soyadı, sınıfı ve numarası. Beyaz kağıdın üst solunda. Tarih ve aldığı not, üst sağda uygun bir kutucuk içine hapsedilmiş.
Bir yazılı kağıdı ile baş başayız.
İlk soru 20 puan, dört şıktan oluşuyor. 2. soru; cenazelerdeki görgü kuralları, 15 puan.
Sonra “borçlanmada nasıl davranmak gerekir?” Ardından; “satarken, satın alırken, alacağını talep ederken hoşgörülü davranıp kolaylık gösteren kimseye Allah rahmetiyle muamele eylesin” hadis-i şerifi, 10 puan.
“Onların işleri aralarında danışma ile yürür”, “Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun!” ayetleri hangi davranışı önemli görür, sorusunun cevabı 10 puan.
“Yeme içme adabı ile alakalı davranışlar 15 puan.
Toplumu oluşturan fertlerin bütünleşip kaynaştığı zamanlar olan dini bayramlarda, bir araya gelinir, ikramlarda bulunur ve ziyaretler yapılır.
Bunun yanı “sıra ihtiyaç sahipleri” cümlesinde bayramların hangi özelliği vurgulanmaktadır, 10 puan.
Nedir bu satırlar anladınız sanırım.
Bugünlerde öğrencilerin yazılı kağıtlarını okuyorum. En kolay okuduğumuz yazılılar bunlar. Seçmeli derslerin sınavında muhtemelen seçip sorduğumuz yazılı tipi.
Herkese tam puan yazmanın keyfini yaşıyoruz. Hemen hemen her öğrenci aynı soruya, doğru cevabı vermiştir.
Gerçi diğer ana derslerde de sınava kadar bütün konuları işliyoruz ve ondan sonra belli belirsiz şu, şu, şu konu çıkar deyip çocukların odaklanmasını sağlıyoruz.
Böyle bir yazılıya girmek, güven içinde soruları cevaplayıp neticeyi de endişesiz bir şekilde beklemek, herkes tarafından hoş karşılanıyor gibi.
Fakat ileride bir zamanda yapılacak “gerçek sınav” bu yöntemi kaldırabilecek bir sınav değil. O yüzden ana derslere (matematik, kimya, fizik, biyoloji, edebiyat) çok değer veriyorlar.
Soruları görseler de cevapları bilmiş olsalar da bazı öğrenciler ya çalışmadığından ya da anlamadığından soruya “doğru cevap” veremiyorlar.
Bunlar hem arkadaşları tarafından hem de öğretmeni tarafından garip karşılanıyor ve böylece kendisini de küçük düşmüş gibi hissediyor.
Bunları niye anlattım? Allah (CC) de benzer şekilde, biz insanlara yarın ahirette soracağı soruları vermiş kitabın arasında.
Bizim de kabul ettiğimiz din olan İslamiyet, seçmeli derslerin sınav soruları gibi ipucu verilmiş bir şekilde önümüzde duruyor.
Sorular belli cevaplar apaçık. İnsan eğer bunları cevaplayamazsa önce kendini kahreder sonra insanlar tarafından kınanır.
Kabirde ilk sorulacak soru, cehenneme itilirken zebanilerin konuşmaları, cehenneme düşmüş birinin cennetlik bir arkadaşın da az daha kandıracağını ve daha niceleri konusunda bize ipucu veriyor.
Kör ve aceleci olan insanoğlu soruları ve cevapları hazır bir sınavı geçmeyi başaramıyor. Rabbim ölümü çok düşünüp ona hazırlanan akıllı kullarından eylesin.
AHMET TAŞTAN