Yeryüzünde yaşayan bir millet için onurlu hayat, özgür ve bağımsız bir hayattır. İnsanlar özgürlük gibi manevi kavramlara basit sayılabilecek nesneler üzerinden büyük anlamlar yükler ve sembolleştirir.
Bu sadece kabul etme ile şekillenen bir şey değildir. O sembolün ardında, derin bir mana ve tüm millet fertlerince kabul görmüş bir takım şekiller yer alır.
Sancak/bayrak ,bağımsızlık sembolü olarak kullanılır. Buna benzer değerleri de temsil edici bir özellik taşır. Bayrak “bağımsızlık” gibi çok temel bir mana-değerin temsilcisidir. Milleti temsil eden işaretler taşır bağrında. Parlayacak bir yıldız ki milletin geleceğinin, bahtının iyi olacağını söyler.
Bir bayrağı hangi millet hak eder ki? Millet olma vasıflarını tarih sahnesinde cümle cihana belletmiş milletler hak eder. Bedel ödemeyi, sadakatle bağlılığı bilenler hak eder. Hak edilmiş bir bayrağın dalgalanması bir harekettir, bir berekettir. Bir sevinç işaretidir. Aynı zamanda ilahi bir mesaj da taşır. “Razı olunmuş bir hoşnutluk” veren bir ilahi kabulün işaretidir bu rüzgarla gelen dalgalanma.
Neden bağımsızlık bu kadar önemli?
Hakka tapan bir millete yakışan da budur. Evvelden ya da ezelden beri insan fıtratına uygun, hür yaşayan bir milletin vazgeçebileceği bir şey değildir bu. Ya özgürsün ya da ölüsün. Meseleye böyle bakmak lazımdır. Ve böyle bakan bir milleti esir edebileceğini düşünenler ancak zavallı çılgınlardır.
Özgürlüğün manasını bir yıldız ve bir hilal ile sembolleştiren bu millet, bağımsızlığı için sel olup coşmak, bentleri aşmak; aşamıyorsa, dağları delip geçmek ya da yırtıp atmayı yakıştırır kendine.
Düşmanın elinde/belinde ya da önünde hangi tür ve cinsten silah olursa olsun... Hangi kavramlarla (insan hakları, özgürlük, rahat ve huzur için, vb.) tanımlarlarsa tanımlasın eğer varsa düşmanın işgalci niyetini anlar. Bağımsızlığımıza göz dikmek ise niyeti gözü çıkarılır. Zincir vurup esir etmekse niyeti; o niyeti taşıyan kalp yerinden sökülür.
Kıyaslanmayacak kadar farklı savaş alet ve edevatı hesap dışıdır bu mücadelede. Zira zoru kolay edecek iman, göğüslerde capcanlıdır. Çünkü başlar secdede Hakka tapmakta ve kulluk yapılmaktadır.
Millet, dünya denilen kamburun sırtındaki bir toprak parçasında yaşar. Kanla sulanmış, şüheda ile bezenmiş bu toprak, artık o toprak değildir. Zira değerli bir vatandır o. Kanla kazanıldı. İçinde birçok maden ve mineral bulunur; üzerinde otlar, ağaçlar biter bir toprak parçası değildir. Sadece ruhundan kopup gelen bir hisle ya da imanla değeri bilinmesi gereken bir yerdir.
Değer bilmek, bazen bizzat kendisi ile bazen de kıyaslayarak kazanılır. Cennet vatanı bir kefeye; dünyayı, bir kefeye koyup tartmak bile nafiledir uğruna canlar feda edilmişse.
“Bağımsızlık sembolü ezanlar” gür bir seda ile bayrağın dalgalandığı semaları doldurur. Yukarıdan ezan ve bayrak; alt taraftan şüheda ve kanlar... Şimdi de üzerinde de kıymet bilen canlar; bağımsız olmayıp da ne yapacak! Un şeker su var da helva yapılmaz mı? İlahi irade müsaade etmedikçe olmaz tabii... Öyleyse elleri açıp ona dua etmeli.... Her şeyi yapacak Kudret sahibinin önünde secdelere vararak, dualar ederek ve onu yücelterek istemek her şeyi feda edip Ondan talep etmek gerekir vesselam.
AHMET TAŞTAN