Merhaba İnegöl'ün güzel insanları!
İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.
Bursa’nın İnegöl ilçesi, köklü tarihi ve bereketli topraklarıyla her zaman dikkat çekici bir coğrafya sunmuştur. İnegöl’ün kuzeydoğusunda, Ahî Dağı’nın güneye bakan eteklerinde kurulmuş olan Yiğit Köyü de işte bu derin mirasın gizli kalmış hazinelerinden biridir.
Hem doğal yapısıyla hem de tarihi dokusuyla ilgi çeken bu köy, kökleri Yıldırım Beyazıt ve Çelebi Sultan Mehmed dönemine dek uzanan bir geçmişe sahiptir.
Yiğit Köyü, İnegöl ilçesinin kuzeydoğusunda, Ahî Dağı’nın güney yamaçlarında konumlanmıştır. Arazisi bir miktar engebeli olsa da genel olarak büyük bir zenginlik veya su kaynakları bakımından öne çıkmaz. Köyün iklim ve bitki örtüsü, orta ölçüde çeşitlilik sunar. Her ne kadar sebze ve meyve üretimi yapılabilse de bu faaliyetler kısıtlı düzeydedir.
Köy halkının ana geçim kaynağını tarım ve ziraat oluşturur. Ancak zaman içerisinde köy yakınında kurulan tavuk çiftlikleri de yöre halkının geçim kaynakları arasında yer almaya başlamıştır. Buna rağmen, özellikle büyük şehirlere yönelik göç engellenememiş, köy nüfusunun bir kısmı iş ve eğitim imkânları sebebiyle şehir merkezine yerleşmeyi tercih etmiştir.
Yiğit Köyü’nün nüfusu, 1990 yılı genel sayımına göre 260 kişi olarak kayıtlara geçmiştir. 2000 yılında yapılan bir sonraki genel nüfus sayımında ise köydeki toplam nüfus 276’ya yükselmiş; bunun 132’sini kadın, 144’ünü erkek nüfus oluşturmuştur. Köy, İnegöl şehir merkezine yaklaşık 9 kilometre mesafede yer alır. Etrafında Akbaşlar, Kulaca, Süpürtü ve Olukman gibi komşu köyler bulunmaktadır.
Yiğit Köyü’nün kuruluş öyküsü, Osmanlı’nın yükselme dönemindeki önemli şahsiyetlerden biri olan Paşa Yiğit’e kadar uzanır. Üsküp’ün ilk Sancak Bey’i olarak bilinen Paşa Yiğit, Yıldırım Beyazıt devrinin ün salmış akıncı komutanlarından biridir ve meşhur Turahanlar sülalesinin de kurucusudur. Bu köyün bulunduğu topraklar ise aslında Paşa Yiğit’in çiftliği olarak bilinen arazilerdir.
Paşa Yiğit’in soyundan gelen veya onunla bağlantılı olan birçok önemli isim bulunmaktadır. Örneğin, Yunanistan Fatihi olarak ünlenen Turahan Bey, bizzat Paşa Yiğit’in öz oğludur. Onun hayırseverlik eserleri Kırklareli ve Batı Trakya bölgesinde yer alır. İstanbul’un fethinde Mahmud Paşa ile birlikte sağ cenah komutanı olan Mühtedî Sarı İshak Paşa ise, Sırp asıllı olup Paşa Yiğit’in manevî evladı olarak yetişmiş önemli bir devlet adamıdır.
Mühtedî Sarı İshak Paşa, Sultan II. Murad, Sultan II. Mehmed ve Sultan II. Beyazıt dönemlerinde sancak beyliği, Anadolu, Rumeli ve Bosna beylerbeyliği, padişah müsahipliği ve vezirlik gibi yüksek kademelerde görev almıştır. Bazı tarihçilere göre iki, bazılarına göreyse üç kez sadrazamlık görevinde bulunmuştur. Üsküp şehri ve çevresindeki birçok hayır eseri, Sarı İshak Paşa’nın bıraktığı izlerdendir. Oğulları İsa Bey, Deli Paşa ve Mustafa Paşa da Rumeli’nin tanınmış akıncı komutanları arasında yer almış, yıllarca Üsküp Sancak Beyliği ve Bosna Beylerbeyliği görevlerini üstlenmişlerdir. Bugün hâlâ Üsküp şehrinin siluetini, bu ailenin inşa ettirdiği camiler ve hayır kurumları süsler.
İnegöl’de bir külliyesi bulunan İshak Paşa’nın, Paşa Yiğit’in manevî oğlu Sarı İshak Paşa ile aynı kişi olmadığına özellikle dikkat çekmek gerekir. Bu külliye, aynı dönemde yaşamış olmasına rağmen Amasyalı ve Türk asıllı olan, İsa Bey-zâde İshak Paşa adlı bir diğer devlet adamına aittir. Sultan II. Murad devrinde vezirlik ve Amasya beylerbeyliği gibi görevlere yükselmiş, maliyeci kimliğiyle de tanınmıştır. Bu İshak Paşa, Yörgüç Paşa’nın maiyetinde yetişmiş; dedesi İsa Bey ise Yıldırım Beyazıt döneminin önemli komutanlarındandır.
Birinci Kosova Savaşı sonrasında İsa Bey’e, İnegöl’deki İsa-Ören Köyü dirlik olarak verilmiş; günümüzde bu bölge hâlâ kendisinin adını taşımaktadır. Bu bilgiler ışığında, İnegöl ve çevresindeki tarihî yapıları incelerken iki ayrı İshak Paşa figürünü birbirine karıştırmamak büyük önem taşır.
Yiğit Köyü, yüzlerce yıllık geçmişi, önemli Osmanlı şahsiyetleriyle kurduğu bağ ve doğal güzelliğiyle İnegöl’ün mütevazı ama tarihî bakımdan zengin köşelerinden biridir. Göç dalgalarına ve değişen ekonomik koşullara rağmen, köyün kendine özgü karakteri ve Paşa Yiğit’ten Sarı İshak Paşa’ya kadar uzanan hikâyeleri, bölgenin hafızasında yaşamaya devam etmektedir. İnegöl’den yalnızca 9 kilometre uzaklıkta saklı kalmış bu tarih ve kültür hazinesini keşfetmek, Osmanlı’nın derin mirasını yakından hissetmek isteyenler için keyifli bir yolculuk vaat etmektedir.
Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!