Safahat’te de bu yok mu? Safahat okurken şunu kesinlikle yapın, eserdeki karakterlerin çehrelerini tahayyül etmeye çalışın.
Sizi muhtemelen saçı sakalı birbirine karışmış, yorgun ancak gözlerinde umut ışığı olan karakterler karşılayacak.
Karanlık ölüm vadilerinden geçmelerine rağmen her sabah yataklarından şevkle kalkan takva sahiplerinden bahsediyoruz.
Ufak bir mescitte sessizce ibadet eden ardından ise yollarda sürüklenen hac yolculuğundaki karakterlerle doludur Safahat.
Hacı, gönüllerin bile kaldıramayacağı yükleri omuzlarına almıştır. Bu yüzden ayakları çamurla kaplıdır.
Peki, gelelim öğretmenime. Burada onu eleştirmeye başlasam belki de saatlerce eleştirebilirim.
Onu sevmemek için belki de onlarca sebep sayabilirim fakat bunlar onun hakkında peşin hüküm vermek için yeterli midir?
Olaya gelin farklı bir perspektiften bakalım.
Katolik Devrimci Camilo Torres’in bir sözü var: “İsa bugün yaşasaydı bir devrimci olurdu!”
Peki, neden böyle bir şey söyledi?
Zira hiçbir peygamber hayatı boyunca insandan uzak huzurlu manastırlarda nefis terbiye etmediler.
Kentin ortasında hakkı savunduğu için aşağılanan bir kişinin imanının, huzurlu bir inzivadaki imandan çok daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Aslında nefis, toplumda kaldıkça birey sorumluluk aldıkça körelmeye başlar.
Bu sorumluluklarda bazı kararlar almalısınız ki kararınız yüzlerce kişiyi etkileyecektir.
İşte ancak bu noktada ahlaki ikilemler yaşayabilir ve Allah’ın ilmine sığınırsınız.
Sorumluluk sahibi olanın elbette ayağı çamura batacak hatalar yapacaktır zira o halkın içindedir.
Hac yolculuğuna çıkanın kusurları ortada olur, bu en büyük erdemdir.
Bu yüzden o hocam hakkında peşin hüküm vermek pek kolaydır zira ayağındaki çamurlar ortadadır.
Peki diğerleri ne yapar?
Onlar çok güzel görünmek zorundadır! Kusursuz olmalıdır, asla noksan olmamalıdır o.
Eksiklikleri, zayıflıkları ve güçsüzlükleri belli olmamalıdır. Bu firavun zihniyetidir.
Tanrılaşma çabasıdır, insanlara mutlak güçlü ve doğru görünme çabasıdır.
Onlar aslında çamursuz da değil, sadece çamurlarını alıp ceplerinde saklıyorlar. Ancak bir gün o çamurlar ceplerinden taşacak.
Günahlarımızı ve noksanlıklarımızı saklamak pek kolaydır.
Erdem, onları kabul edip eleştirilere açık olmaktır.
ALİ KURNAZ